Yıllarca o çok istediğiniz bölümü kazanmak için emek verdiniz. Okul dershane özel dersler derken, sonunda üniversiteyi kazandınız. Daha dün gibi gelen o koskoca 4 sene bitti ve kendinizi bir anda iş hayatının kollarında buldunuz. Belki de çocukluktan beri içimize işlenen"Büyüyünce ne olacaksın?" sorusu ile  yetiştirilmiş olmanın kaygısı son buldu o anda.  Çalıştığınız iş eğer severek yaptığınız bir işse, bu dünyadaki en şanslı kişi siz olabilirsiniz. Çünkü günlük yaşamınızın büyük bir bölümü o iş yerinde geçiyor olacak. Eviniz gibi hissettiğiniz, harika bir ekiple çalıştığınız ve size ilham veren bir yöneticiniz olduğu sürece hem maddi hem manevi huzura erişmiş sayılırsınız.

Zaman çok hızlı ilerliyor ve bizler hayat yolunda bazen ara sokaklara bazen çıkmaz sokaklara girebiliyoruz. Önümüze çıkan fırsatları değerlendirmek çok önemli. Çalışma hayatında her zaman her şey toz pembe de olmayabiliyor tabi ki. Çalışan anneler sanırım beni daha iyi anlayacaktır. Mesela, yeni doğum yaptınız, bir süre sonra bebeğinizi evde bırakmak ve işe gitmek zorunda kaldınız. O doğum izniniz ne çabuk bitiverdi değil mi? Çünkü anne ve bebeği için en zor süreç buna alışmak. Bir şekilde evde size destek olan bakıcını veya bir aile büyüğü olsa bile,  içiniz hiç bir zaman tam anlamıyla rahat etmez. Bir yandan uzun zaman sonra biraz sosyalleşmek iyi gelse de,  aklınız hep evdedir.

Çocuğunuzun küçük ya da büyük olması da çok fark etmez aslında. Okul çağında çocuğu olan çalışan bir anne düşünelim.  Bir yardımcınız yoksa ve her şeyi kendi başınıza halletmek durumundaysanız  işler bazen daha da zorlaşabiliyor. Yemek, temizlik,ütü, çocuğun okul hazırlıkları gibi hiç bitmeyen rutinler arasında kendiniz için de bir şeyler yapabiliyorsanız ne mutlu size.

Bir iş başvurusu sırasında; yöneticiden 10 aylık bebeğiniz varmış sık sık izin alır mısınız?  Sorusuyla karşılaşınca çok şaşırmıştım ben de. Hasta olursa almak zorunda kalabilirim diyebilmiştim. Asla izin istemem ne olursa olsun demem beklenemezdi herhalde konu çocuk olunca. Kim bakıyor, çok da küçükmüş gibi ifadelerle olumsuz sonuçlanan bu iş görüşmesi sırasında benim asıl önemli olması gereken tecrübem, yeteneğim, mesleki bilgilerim konuşmanın cok daha kısa bir bölümünü kapsamıştı ne yazık ki.  İşin üzücü kısmı, bu yönetici hem bir kadındı, hem de bir eğitim kurumu sorumlusuydu. Çocukların yüreklerine dokunacak hiç bir eğitimcinin çalışan bir anneye ilk sorusu bu olmamalı öyle değil mi? Sizler de birer annesiniz veya anne adayısınız, çalışan ya da yönetici olabilirsiniz hiç fark etmez. İş alanı ne olursa olsun , kadınlar kesinlikle bu anlamda birbirini desteklemeli.

Yıllardır eğitim kurumlarında görev almış bir çalışan anne olarak,  iş hayatını tüm zorluklarıyla tecrübe ettiğimi söylemek isterim. Anneler zaten kanatsız melekler bunu belirtmeye gerek yok. Ister evde ister işte sorumluluklar sizi bazen fazlasıyla yorabilir. Anneyiz ama kusursuz olmak zorunda değiliz. Lütfen tüm bu zorlukların arasında kendinizi de ihmal etmeyin. Unutmayın siz mutluysanız çocuklarınız da mutludur.

Yazar : Gizemteacher

4 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here