İslam Toprakları Bir Vücud Olsun

Diğer yazılarımızda bahsettiğimiz din ile alakalı bilgileri, kısaca burada tekrar edelim. 1.
Bölümde; din kelimesi‘ni ve içeriğini açıkladık. 2. Bölümde ise; dünya kurulduğundan bu yana kadar, var olan dinlerin kısımlarına değindik. Bu dinler ise; 3 tanedir.

_Hak dinler..
_Asılları değiştirilmiş ve bozulmuş olan dinler..
_Batıl dinler..

Bu dinlerin tanımlarını, Din kavramı 2. yazımızda izah ettik. Bilgi edinmek isteyenler oraya
bakabilirler.

Bu paylaşımımızda ise, gerçek bir dinin vasıflarını öğreneceğiz. Ayrıca inandığımız bir
dinimizin olmasını ve ona bağlı bir hayat sürmemizin, bize kattığı yararlarına bakacağız.

Her gerçekliğin bir vasfı, şekli, kuralları olduğu gibi, dinin doğruluğunu bizlere bildiren
özellikleri de vardır. Bu şartları öğrenmekle hangisinin hak, hangisinin batıl olduğunu
anlayıp, yanlış ideolojileri din sanıp, saplantılı ve gerçeğe dayanmayan, hayali, hurafe
inanışlara karşı, bel bağlamayalım. Bilgi cehaletin baş düşmanıdır.

Gelelim tanımımıza..

‘‘ Gerçek din insanlara yalnız bir Allah (cellecelalühü)’ın varlığını bildirir, yalnız bir Allah
(cellecelalühü)’a ibadet edilmesini emreder, bütün kainatın Allah (cellecelalühü)’tan başka
yaratıcısının bulunmadığını haber verir. Bütün peygamberlere ve bütün semavi kitaplara
ayırım yapmaksızın inanılmasını ister. Sonsuz olan bir ahiret hayatının varlığını anlatır.
İnsanları bir düzen içinde birleştirir ve aralarında bir kardeşlik meydana getirir. İnsanların
yaratılışında eşitlik bulunduğunu gösterir. Allah(cellecelalühü) katında üstünlüğün takva ve
güzel ahlakla olduğunu öğütler. Her yönü ile akla ve hikmete uygun bulunur, insanların
kurtuluşuna ve mutluluğuna vesile olur.

İşte bütün bu niteliklere sahip olan din, bugün yeryüzünde var olan ve kıyamete kadar
devam edecek olan yalnız İslam dini’dir.. ’’

Ömer Nasuhi Bilmen / Büyük İslam İlmihali

_ Yalnız bir Allah (cellecelalühü)’ın varlığını bildirir..

Anlaşıldığı gibi bir dinin gerçek olması, tek olan Allah (cellecelalühü)’nın varlığını bildirir ki,
bu da tanrı ve tanrıça gibi çok ilahlı dinlerin, batıl olduğunu bize apaçık gösterir. Yüce İsâ
diyerek peygamberi ilah yerine koyup, isteklerde bulunma da, bu batıl dinler arasındadır.
İneklere tapan hinduluk de bu sınıftadır.

_ Yalnız bir Allah (cellecelalühü)’a ibadet edilmesini emreder..

Yalnız Allah (cellecelalühü)’e ibadet etmek derken, yapılan tüm amellerde ihlası yakalamak,
başkalarının övgü ve onayını alma çabasına girmemeyi bildirir. Ne yapılırsa yapılsın sadece yüce Rabbim’izin rıza ve kabulünü arzu etmektir. Kalbin niyet ve hedefi bu olmalıdır. Hiçbir
ibadette ona ortak olacak, herhangi bir şeyi kast etmemektir.

_ Bütün kainatın Allah (cellecelalühü)’tan başka yaratıcısının bulunmadığını haber verir..

Şu zamanlarda, doğa gücü, kainat gücü, evren gücü, beyin gücü, bioenerji gibi sonradan
yaratılmış olan faktörleri Allah (cellecelalühü) yerine koymamak, tüm güçlerin üstünde
sadece Allah (cellecelalühü)’nün gücü olduğunu bilerek ve bunu tüm amellerimize
yansıtarak, sağlık, mutluluk, huzur ve yaşamın güzelliklerinden bizlere ulaşan nimetlerin,
Allah (cellecelalühü)’den geldiğini anlamalıyız. Bu ince bir çizgidir. Kaçırdığımız an farkında
olmadan o gücü ilahlaştırmış oluruz.

_Bütün peygamberlere ve bütün semavi kitaplara ayırım yapmaksızın inanılmasını ister..

İlahi dinler, birbirlerini destekleyici olarak inmiştir. Dine mensup olanlar içinde, yolunu
sapıtmış, delalete düşmüş, ayrıştırma yolunu izlemiş gruplar oluşmuştur. Günümüzde de
olduğu gibi bu şahıslar, dinler, peygamberler ve kitaplar arası, fitneler, uyuşmazlıklar,
ayrımcılıklar koyarak üstünlük ve liderlik mücadelesine girmişlerdir. Demek ki gerçek dinin
ölçüsü, ilahi din kılıfından çıkmamış din ve inanışlar arasında ayrımcılık gözetmeksizin,
hepsine inanmayı ve kabullenmeyi bildirir.

_ Sonsuz olan bir ahiret hayatının varlığını anlatır..

Dünyadaki bunca iyi, kötü, acı, tatlı yaşadığımız olayların, kendi irademizle yapmış
olduğumuz seçimlerin, artı ve eksi olarak karşılık bulacağını, niyetlerimize göre her şeyin
mükafat ve cezasının alınacağını bilmek, bir ahiret hayatı inancıdır. Yoksa yaşanan her şey
anlamsız ve koca bir boşluk olur. Buda inancımızın gerçekliliğini zedeler. Onun için sonsuz
bir hayat inancının varlığını ve burada yapılanların mükafat ve cezasının bizlere sunulacağını bildirir. Buda bize gerçek bir hayata yolculuğun buradan geçmekte olduğunu haber verir. O hayattaki derece ve sonsuz nimetlerle donanma fırsatının kazanıldığı yerin, yine dünya hayatından olduğudur.

_ İnsanları bir düzen içinde birleştirir ve aralarında bir kardeşlik meydana getirir..

Gerçek din göstergesi, tüm insanlar arasında bir uyum, kardeşlik, eşitlik bildirir ki;
aralarında sosyal açıdan yardımlaşma, dayanışma, bölüşme, paylaşma, toplumdaki adaleti
sağlayarak, var olan düzende uyumu yakalama gibi, ulvi açıdan bir kaynaşmayı bizlere
emreder.

Ve gerçek din, dünyanın kaosu olan, üstünlük egosunu ayak altına alarak,
Üstünlüğü; söz sahibi olan, hükmeden, insan öldürme yarışına giren, devlet yıkma
oyunlarında rol alan, kaos ve iç savaş planları kuran, teknik ve teknoloji bilimlerle her şeyi
yapacağını sanan, kısaca gerçek dinin bizlere sunduğu, güzelliklerin tam tersi, şeytani buluş,oluş ve ahlaka vermeyip.

Allah (cellecelalühü)’den hakkıyla korkan ve sakınan, katında övgü ve kabule şayan güzel
ahlak sahibi olan kimseye vermiştir. İşte gerçek üstünlük bunladır. Diğer tüm üstünlükler

Dünya gibi kara boşluğa doğru akıp gitmektedir. Bir gün hepsi yok olup gidecektir.
Kazananlar inananlar olacaktır..

_ Her yönü ile akla ve hikmete uygun bulunur, insanların kurtuluşuna ve mutluluğuna vesile olur..

Din içeriğine baktığımızda, incelediğimiz de, akla ters düşmeyen bir düzende olduğunu
idrak ederiz. Hiçbir emri, isteği ve hükmü aklın kabul etmediği bir biçim ve kuralda değildir.
Bazen de bizim anlayamadığımız ve açıklayamadığımız durumlar da vardır ki, bunlarda
hikmete bağlı kılınmıştır. Hikmetini algılamadığımız bir şeyi yok saymakta ne kadar akla
uygundur? Demek ki, gerçek din düzeninde akıl ve hikmet panelinde kalmalıyız.

Mesela; ultrasonun bulunmadığı 80 li yıllarda. Televizyondan defalarca, her oturumda
duyduğum bir iddaa vardı.

Kur’an-ı Kerim’in gerici, çağ dışı bir kitap olduğunu söyleyen konuşmacılar. Sundukları sebep
ise Kur’an-ı Kerimdeki insan yaratılışının safhaları idi. Bu ayeti kerimelerde (Alak süresi,2.
Ayeti/ hac süresi, 5. Ayeti/ mü’minun süresi, 14. ayeti) insanın yaratılışından bahseder,
insanın anne karnındaki gelişmesini anlatırken, önce sudur der, sonra et parçası olduğunu
söyler, daha sonrada iskelet (insanın şekillenmesi) olup, üzerine et giydirildiğini anlatır.
Bütün ayetler gibi tam bir mucize örneğidir.

Hikmet noktası dedik ya, bunu anlamayan yada anlamak istemeyen oturumcular;
‘nasıl olurda önce et, sonra kemik, tekrar et.. ’Diye Kur’an-ı Kerim’e al ver yaptılar. Ve
Kur’an-ı kerim’in gerici, eskide kalmış bir kitap olduğunu öne sürdüler. İspat yok ya, atan
atana, tutan tutana..

Peki sonra ne oldu, ultrasonlar çıktı ve 1400 sene evvel gelen Kur’an-ı kerim’in, insan
yaratılışını anlattığı gibi, yaratılış hikayesini izledi dünya. Bu gerçeği gördüler de çıkıp, biz
yanıldık demediler. İşte hikmetini görmediğimiz şeyi inkar etmek, hem inanmamızı engeller,hem de yalanlarla yaşar gideriz..

Gerçek dinin bir diğer özelliği de, tüm insanlığı gerçek huzura, mutluluğa, adalete, sevgiye,
merhamete, yardımlaşmaya, doğruluğa çağırmasıdır. Gerçek din, kimilerinin kara
propaganda yaptığı gibi, karanlık ve belirsizlik değil, Dünya ve Ahret huzurunu hayatımıza
sunan bir kanundur.
Bir sonraki yazımda sizlerle dinin bizlere kattığı yararları öğreneceğiz.. Sağlık, huzur ve
güzelliklerle kalın..

Yazar:Sevda Yerinde

4 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here