Türk dizi sektörü son zamanlarda başarılı işler yapıyor. Gelgelim senaryolarda mağdur dizi kadınları döngüsü izlememiz kanıksanmaya başladı. Bu durum sadece dizi sektöründe de yok. Sürekli mağdur kadın figürünü öne sürerken kendimizi yine aynı açmaza sürüklüyoruz.

Elbetteki sanat özgür olmalıdır. Yani senaristler istedikleri karakteri yazabilir. Ama sürekli ağlayan kadınlar izlediğimiz zaman bunun normalleşmesi biraz rahatsız ediyor.

Dizi Kadınları ve Kısır Döngü

Dünya’daki çoğu toplumda kendisini ailesine adayan fedakar kadın figürü övülür. Buna karşılık ailesine ilgisiz davranan yada terk eden erkek figürü de taşa tutulur. Ama toplumsal rollerin kişiler üzerindeki etkisi ve onları kaçınılmaz olarak aynı sona sürüklemesi es geçilir. Çünkü bunu yaptıklarında toplumunda bundan sorumlu olacağı unutulur.

Kendini adayan kadın figürünü yüceltirken potansiyel kurbanlara sebebiyet veren de toplumdur. Sürekli fedakarlık yapan biri mutlu olamaz. Dahası ister istemez geriye gidecektir. Sürekli fedakarlık yapılan biri ilişkideki kadın hem iş hem sosyal yaşamından kopar. Dahası akıl sağlığı dahi olumsuz etkilenir. Bu süreçte eşinden ilgi beklese de göremez. Çünkü ortak noktaları kalmamıştır. Kendini geliştiren kişi ile sürekli kendinden veren kişi arasında herhangi bir konuda denklik kalmaz.

Cefakar Dizi Kadınları

Cefakar anne ya da eş figürünü her zaman dizilerde görüyoruz. Genellikle saf kötü koca tarafından kötü muameleye maruz kalır. Ne kadar fedakar olursa olsun karşısındakinden ilgi göremez. Nihayetinde terk edilir ve çocuklarla sefalete düşer.İzleyici erkeğe kızar kadına acır ve bu böyle devam eder. Bu anlamda dizilerimizde toplumla paralel ilerliyor. Eğer en baştan kadın erkeğe muhtaç olmasaydı bu durum hiç yaşanmayacaktı. Maddi bir muhtaçlıktan bassetmiyorum. Kadın karakterlerin en ufak bir sevgi kırıntısına muhtaç olarak çizilmesinden bassediyorum. Birine bağımlı olmak övünülecek bir şey değildir. Duygusal bağımlıklarımız bizi tüketir. Kaldı ki bu bağımlıklar karşı tarafa da bir zincir vuruyor. Suçluluk duygusu ile tutulan karakterler yine sevgi vermemekle suçlanıyor. Ama en başından böyle bir sorumluğu yok ki. Bu bağımlılık güzellemesi hiç bitmiyor. Çünkü dizilerimiz çok uzun ve çiftlerin defalarca ayrılıp barışması gerekiyor. Kadın karakterler de aynı şekilde defalarca tekrar tekrar perişan edilmeli.

Dünya Genelinde Dizi Sektörü

Bizim çizdiğimiz mağdur kadın rolünün tam tersine diğer ülkelerde güçlü kadın figürü yaygınlaşıyor. Ne yazık ki bu karakterlerde son derece tek yönlü çiziliyor. Herşeyi yapabilen süper kahraman kadınlar izliyoruz.Neredeyse her dizide aynılar. Güçlü kadınlar izlemek güzel olsa da aynı profili defalarca izlemek seyirciye zevk vermiyor. Yani diğer ülkelerdeki dizi sektörü de bizim tam tersimiz şekilde dengeyi kuramıyor..

Kendini Düşünen Kadın

Kendini düşünen kadın dizilerde genelde kötü kadın olur. Oysaki kendine zaman ayırabilen, hobisi olan ya da kitap okuyan bir kadın fiigürüne dizilerde çok ihtiyaç var. Sürekli sevgi dilenen kadınlardansa birazcık kendini düşünen dizi kadınları izlesek çok daha rahatlatıcı olurdu.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here