Kadın ve boşanma toplumsal yaşam için önemli bir konudur. Zaten bu yüzden erkeklerin eşlerini terk etmesini zorlaştıran kurallar koyulmuştur.

Toplumun temeli olarak aile görüldüğünden boşanma kavramı iki bireyin arasında olmaktan çıkar. Neredeyse tüm topluma sirayet eder. Boşanmak isteyen erkek bazen mahalle baskısı ile bazen de kanun koruyucunun boşanma durumundaki kadını korucu refleksleri ile karşılaşılır.

Geçmişte erkek çok üstün bir pozisyondaydı. Dünyanın çoğu bölgesinde evlenmeyen bir kadının kendini geçindirmesi mümkün değildi. Geçtiğimiz son yüzyılda ise kadınlar yeni yeni iş hayatına girmeye başladılar. Yine de çoğu kadın ve erkek yüzlerce yıllık kültürün etkisinden tamamen çıkabilmiş değil. Bunun için belki birkaç yüzyıl daha gerekebilir.

Geleneksel Toplum Normları

Geleneksel toplum kadını evlilik ve annelik için hazırlar. Erkek evin reisi olarak görülse de evliliği sürdürmek ya da çocuklarla ilgilenmek onun görevi değildir. Nihayetinde erkeğin başka önemli görevleri vardır. Çalışmak, üretmek ve askerlik yapmak gibi görevler toplum için kritiktir. Dolayısıyla evliliği sürdürememe durumu kadın için başarısızlık kabul edilir.

Kadınların bir diğer özelliği de vardır. Dişilik, gençlik ve cazibe gibi özellikler kadınların tercih edilmesini sağlar. Ama bu durum aynı zamanda bir tehdittir. Çünkü erkek daha genç ve cazibeli bir kadına gidebilir. Bu durum toplumun binlerce bakıma muhtaç kadının ve çocuğun sorumluluğunu alması demektir. Yani genç kadınlara ilgi duyan ve karısını terk eden erkeğe geleneklere göre toplum baskısı uygulanmalıdır.

Kadın Neden Boşanmak İstemez?

Geçiş nesli olmanın bir sonucu olarak kadınlar geleneksel ya da modern bir yaşam arasında tercih yapabiliyorlar. İnsan doğası gereği o anın koşullarına göre kolay olanı seçiyorlar. Ama bu seçimler çoğu zaman bir bedelle birlikte geliyor.

Erkeği Kurtarıcı Olarak Görme

Sorunlu ailerde büyüyen kızlar için evlenme çok kolay bir çıkış olarak görülür. Nihayetinde evden ayrılmanın en basit yoludur. Sadece ailevi sorunlar değil hayattaki pek çok problemde kadınlar erkeği kurtarıcı, koruyucu ve kahraman olarak görmek isterler. Filmlerde, kitaplarda, masallarda da böyledir. Ama tüm sorunları erkek tarafından halledilen kadınlar tek başlarına ayakta durmakta çok zorlanırlar. Bu kişilere sıradan bir hayatın gereklilikleri bile çok fazla gelir.

Tüm Hayatı Evliliği Üzerine Kurma

Kendi mesleği ve kariyeri olsa bile çoğu kadın evliliğe büyük miktarda yatırım yapar. Evlilik kadın için toplum tarafından konulan ciddi bir başarı kıstasıdır. Bu durumda boşanma yılların emeğinin uçup gitmesi anlamına gelir. Daha da beteri kişi kendini evliliği üzerinden tanımlıyorsa olur. Hayatı elinden alınan kadın kolaylıkla intikam duygusuna kapılabilir.

Sahiplenme Duygusu

Kadınlar kendilerini erkeğin ortağı olarak konumlandırırlar. Ama ne yazık ki erkekler her zaman böyle düşünmez. Para, birikim, sosyal çevre, kariyer onlar tarafından yapılmıştır. Boşanma durumunda eşit paylaşım yapılsa bile bu durum kadına yetmez. Çünkü kadınlarda düzeltme, adam etme ve yola sokma gibi eğilimler bulunur. Çoğu kez erkeğin mevcut duruma kendisi sayesinde geldiğini düşünür. Bu sadece para ve birikim olarak değil kişilik olarak da böyle düşünür.

Kadının bu yaklaşımı hoş olmasa da toplumda arzulanan kadın modeli budur. Kendini erkeğe adama, alttan alma, fedakarlık yapma, tatlı dille ikna etme rolü kadına verilmiştir. Hatta erkeği derleyip toplama rolü de kadına aittir. Aileden itibaren bu şekilde yetişen kadın kocasını bırakmakta ciddi zorluk yaşar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here