Rebecca, romantizim ve gerilim türlerini bir araya getirmiş. Bu hikayede rüya ve kabus iç içe geçmiş. Film, Netflix’in bu yılki etkileci yapımları arasında yer alıyor.

Filmin başrollerinde Lily James, Armie Hammer ve Kristin Scott Thomas yer alıyor. Üçü de rollerini oldukça iyi oynamışlar. Film Daphne Du Maurier’in romanından uyarlanmış.

Pek çok açıdan kadınların hayal dünyasına hitap ediyor. Yakışıklı, koruyucu ve nazik bir erkek portresi çizilmiş. Karşısında da tatlı, şirin masum bir genç bir kadın var.

Film seyirciye etkileyici doğa manzaraları sunuyor. Genç çifti bu sahnelerde sıcak ve samimi buluyorsunuz. Tabi filmin ilerleyen kısımlarında peri masalından çıkıp gitgide karanlık bir hal alıyor.

Rebecca Konusu

Manderley, İngiltere’nin en güzel yerlerinden biri olarak tanıtılsa da bir o kadar da korkutucudur. Maxim de Winter, bu malikanenin yakışıklı sahibidir. Eşini bir yıl kadar önce kaybetmiştir.

Monte Carlo seyahati sırasında genç bir kadınla tanışır. Evlenen çift Manderley’e geri döner. Ama yeni eşini bu evde kötülüklerden korumak kolay olmayacaktır.

Genel Değerlendirme

Kitap uyarlaması olmanın zorluğunun yanı sıra psikolojik bir türde olması sebebiyle çekimi biraz zor bir film denilebilir. Sadece bu türlerle de kısıtlı kalmıyor. Rebecca sonlara doğru farklı bir rota çiziyor ve ikinci bir film seyreder gibi oluyorsunuz.

Filmin orijinal tarafı psikoloji şiddet uygulayanın kadın olmasından kaynaklanıyor. Bu tarz çok film yok ki olanlarda genelde çocuklara yönelik psikolojik şiddeti konu almış. Karşı tarafın zayıf noktasını sezip onun üzerinden baskılayan biri kadın karakter işlemek çok zor. Yani filmin riskli bir konusu var. Öte yandan yeni Mrs. de Winter karakteri ile bu biraz dengeleniyor. Yani kötü kadına karşı iyi kadın denklemi kurulmuş. Başlarda masum genç kadın rolü abartı gelirken sevdiğini korumak için güçlü kadın figürüne dönüşmesi yine filmin iyi yanlarından biriydi.

Malikanenin kahyası Mrs. Danvers’de yine saplantılı bir portre çizmiş. Kendi büyüttüğü ve mükemmel olarak gördüğü Rebecca’yı hayatının amacı haline getirmiş. Rebecca’nın ölümü sonrası zaten sallantıda olan akıl sağlığını daha da yitiriyor. Öte yandan Mrs. Danver’in yaptıkları da bir çeşit psikoloji şiddet sayılabilir.

Mrs. Danvers’in yaptıklarının Mrs. de Winter’ı neredeyse intihara sürükleyecek olması da bu anlamda çok uygun. Kasıtlı manipülasyon ve aşağılamanın insan üzerinde böyle etkileri olabiliyor. Yani Mrs. Danver Rebecca ile aralarında karakter olarak da paralellik var. Belki de onun yaptığı zorbalıklardan Mars. Danvers zevk alıyordu. Rebecca’nın çevresindeki diğer karakterlerde de paralellik var.Mesela Rebeca’nın kuzenin Max ile konuşmalarında aşağılamalar yine var.

Tabi tüm konusu hem de karanlık saheneler sebebiyle film ortalara doğru çok boğucu hale geliyor. Karakterler kurban durumundan çıkana kadar film seyirciyi bunaltıyor. Sonrasında ise birden hızlanıyor.

Hikayenin kötü tarafı çok fazla klişe etrafında dönmesi olmuş. Bu klişelerin çokluğu sebebiyle sürekli kendini tekrar eden filmler seyrediyoruz.

Psikolojik gerilim severler için izlenilebilir bir film denilebilebilir. Hem başarılı hem de başarısız tarafları var. Gerilim filmlerinde dengeyi yakalamak zor oluyor. Rebecca filminin karanlığı biraz fazla kaçmış. Ama psikoloji tarafı güçlü bir film olmuş.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here